Aşkın Psikolojisi

Aşk; rahatlık, samimiyet ve güven duygusu yaratan psikolojik bir bağdır. Aşık olma süreci hormonlar, nörotransmiterler ve bağlanma stilleri sayesinde gerçekleşir. Aşık olmanın üç ana aşaması vardır: şehvet, çekim ve bağlanma. Şehvet, cinsel tatmin arzumuzdan kaynaklanır. Şehveti etkileyen ana hormonlar testosteron ve östrojendir. Dopamin, norepinefrin ve serotonin, aşkla ilişkili coşkulu, bağımlılık yaratan duygulara neden olan çekimden sorumlu nörotransmitterlerdir. Oksitosin ve vazopressin hormonları, uzun süreli ilişkiler için gerekli olan bağların oluşmasından sorumludur. Bağlanma stilleri de aşık olmanın üzerinde büyük etkilere sahiptir. Bu bağlanma türleri tıpkı bir bebeğin ebeveynine olan bağı gibidir.

Yabancı Ortam Deneyi (The Strange Situation Experiment)

Deneyde ilk olarak anne ve bebek oyuncaklarla dolu bir odaya girerler. Bir süre sonra odaya bebeğin ilk kez gördüğü bir yabancı girer. Birkaç dakika geçtikten sonra anne, bebeği yabancı ile yalnız bırakarak odadan çıkar. Bu deney ile bebeğin anne odadan çıktıktan ve girdikten sonraki davranışlarını gözlemlemek, bu davranışları bağlanma kuramı etrafında incelemek amaçlanmıştır. Bu deneyin sonunda iki başlık altında toplam 4 tür bebek ve bakım veren örüntüsü gözlemlenmiştir. Bunlara “bağlanma türleri” denmektedir: güvenli bağlanma ve güvensiz bağlanma. Güvensiz bağlanma kendi içinde 3’e ayrılır: kaygılı, kaçınmacı ve düzensiz bağlanma. Yani bağlanma türleri dört tanedir ve bunlar: güvenli, kaygılı, kaçıngan ve düzensiz bağlanmalar. Güvenli bağlanma, istikrarlı ilişkilere sahip olmakla karakterize edilir. Kaygılı bağlanma, terk edilme korkusu ve sürekli güvence ihtiyacı ile karakterize edilir. Kaçınmacı bağlanma, incinme korkusu ve duygu ile karakterizedir. Düzensiz bağlanma, öngörülemeyen ruh hallerine ve davranışlara neden olan kaygılı ve kaçınan bağlanma özellikleriyle karakterize edilir.

A person sitting on the floor

Description automatically generated Bağlanma stilleri ilişkilerdeki güvenliğimizi belirler ve ilişkide gerçekleşen stres ve zevk sırasında yüksek düzeyde nörotransmiterler salınımı yaparak bağımlılık yaratan bir döngü yaratır. Sonuç olarak aşk, kafa karıştırıcı, gizemli, uyuşturucu benzeri bir karışımdır ve   bizi daha fazlasını istemeye iter!

KAYNAKLAR:

American Psychological Association. (2018). Apa Dictionary of Psychology. American Psychological Association. https://dictionary.apa.org/attachment-style

Anders, S. M. (2012). Testosterone and sexual desire in healthy women and men. Archives of Sexual Behavior, 41(6), 1471–1484. https://doi.org/10.1007/s10508-012-9946-2

Blumenthal, S. A., & Young, L. J. (2023). The neurobiology of love and pair bonding from human and animal perspectives. Biology, 12(6), 844. https://doi.org/10.3390/biology12060844

Cappelletti, M., & Wallen, K. (2015). Increasing women’s sexual desire: The comparative effectiveness of estrogens and androgens. Hormones and Behavior, 78, 178–193. https://doi.org/10.1016/j.yhbeh.2015.11.003

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir